logo

21 Ağustos 2018

Köşe Yazısı / Ahmet BAYRAKLI

Sabırsızlıkla geçen gecenin hikayesi farklıydı bu sefer. Bir bayram daha geliyordu. Heyecan yüklü yüreğimin ritmine gece ayak uydurmaya çalışıyordu. Bir türlü uyku denilen illet bana uğramamıştı.

Saat on ikiyi çoktan geçmişti. Arefe gününü geride bırakıp Kurban Bayram’ının ilk saatlerini yaşıyordum. Saatler bir türlü geçmek bilmiyordu. Duvarda asılı duran saat 03.30 olmak üzereydi. Masanın üzerinde duran kahvemi alıp pencereme yöneldim. Bir yandan kahvemi yudumlarken, diğer yandan da etrafa bakınıyordum. Çöp konteyneri yanında biri belirmişti. Sokak lambaları yetersiz kalmıştı, gördüğüm gölgenin yanında. Karanlıkta seçemedim yüzünü kızcağazın.

Birkaç dakikalık seyirden sonra, kızın kendi etrafına bakıp emin adımlarla yürüdüğünü gördüm. Her adımı köşede duran çöp konteynerine daha çok yaklaşmasına neden oluyordu. Birkaç adımdan sonra, çöp konteynerin önüne vardı. Başını kaldırıp bir sağa, bir sola bakındı. Gelenin gidenin olmadığını fark edince, çöpü karıştırmaya başladı. Çöpten bir şeyler çıkarıp kaldırım taşının üstüne bırakıyordu, sessizce. Bir yandan da etrafa bakınıyordu. Yaklaşık beş veya on dakika sürmemişti ki bir sesle irkildi, o sese bende teslim olmuştum. Sesin sahibi ara sokaktan çıkan bir erkekti. Çöpü karıştıran kız hemen karşı kaldırıma geçip sanki hiçbir şey yokmuş gibi oturmaya başladı.

Adam uzaklaşmıştı epeyce, çöpü karıştıran kızın yanından. Tekrardan çöp konteynerine yaklaştı kızcağaz. Yaptığının tam aksine bu sefer çöp konteynerinin içine girdi. Ağzında duran el feneri, yol gösteriyordu ona. İşine yarar ne varsa dışarıya atmaya başladı. Girip çıkması arasında iki dakika bile yoktu. Yırtık pantolonun sol paçası ve sırtı paramparça olmuş, gömleğini temizleyerek kaldırımın diğer ucunda duran çuvalları getirmek için yürüdü. Getirdiği çuvallara çöp konteynerinden çıkardığı demir, kağıt, plastik ve naylonu koymaya başladı. İki çuval kapanmayacak şekilde doldurmuştu. Etrafına son kez bakıyordu. Avuçladığı çuvalları sırtına atıp karanlığın gölgesinde kaybolmuştu. Atlatamadığım şokun etkisindeydim halen. Çöp konteynerine giren çok kişi görürdüm günlük hayatta. Ama bilmiyorum bu sefer çok rahatsız olmuştum. Çok kötü olduğumun farkına vardım o gece.

Yeni aldığım elbiseleri saklayıp, günlük hayatta giydiğim elbiseleri giyip çıkmıştım dışarıya. Saatin 06.00 olduğunu telefonumun çalmasıyla fark ettim. Arayan eşimdi, açmamıştım telefonu. Telefonumu kapayıp yola devam ettim. Kimselerin olmadığı bir yer arıyordum. Elbiseleri gıcır gıcır olan, ayakkabıları parlayan insanlardan uzak bir yer arıyordum. Bulamamıştım öyle bir yer. Saat akşamın on buçuğu olmuştu. Eve gitmek için yola koyuldum. Eve varmam için kapı zilinin tıngırdaması kalmıştı. Kapıyı biladerim açmıştı. Sorduğu soruları duymamazlıktan gelip uyumak için odamın yolunu tuttum.

Çok sevdiğim bayramların güzel olmadığını anladım. Halen seviyorum bayramları ama eskisi gibi mi?

Bilemiyorum. Kendime sormaya korkuyorum. İçimde ki burukluğun tarifi yok. Şunu çok iyi biliyorum hayatım boyunca yaşadığım bayramlar hiç masum olmayacak. Ayıplıyorum kendimi, yapabilecek çok şeyim varken hiçbir şey yapamadığım için, ayıplıyorum. Keşke o zamana gidebilseydim. Kirlenecek çok şey var, yeter ki temiz şeyler olsun. Nice kirlenmiş bayramlarda buluşma dileğiyle, bir bayramı daha bekliyorum.

Çöp konteyneri temiz insanların ekmek teknesidir.

Selam ve dua…

Etiketler: » » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ