logo

22 Mayıs 2018

Köşe Yazısı / Ahmet BAYRAKLI

Toplum olarak yaşamımız boyunca sosyal medya hesaplarına büyük vakit ayırır hale gelmiş durumdayız. Belki bu durumun farkındayız, belki de işimize gelmediği için farkında bile değiliz.

Farkında olan insanlarımız bu durumu bir fırsat bilip, takip ettiği kişiler sayesinde kendini vizyon, kültür, bilgi ve donanım açısından geliştirmekte, kısaca dünya gündemini ve Türkiye gündemini yakinen takip etmekte, hayatta olup biten her şeyden ise haberdar olmaktadır.

Farkında olmayan insanlarımız ise; ne yazık ki bırakın kendini geliştirmeyi tam tersine geyik muhabbeti yapmakta, onu bunu eleştirip iğneleyici sözler paylaşmakta, aklınca kendilerini kanıtlama derdine düşmüş durumundadırlar.

Geçenlerde sosyal medya hesabım da gezinirken, zamanının büyük bir bölümünü boşa geçiren bir ağabeyimin bu konuyla alakalı tutumu dikkatimi çekti.

Duvarına girdim,erinmeden üşenmeden dünden bugüne kadar şöyle yapmış olduğu paylaşımlarına bir göz gezdirdim. Sonra kendi kendime dedim ki eyvahlar olsun… Eyvah ki ne eyvah!!!

Bu ağabeyimiz hayatında her şeyi görmüş, geçirmiş birisi. Kalbinde belki zerre kadar kötülük yok ama ne varsa hep o uzun dilinde var. Hani derler ya; “Dilim dilim nedir bu senden çektiğim zulüm” diye tam da böyle bir durum işte.

Bir siyasi partide bir dönem siyaset yapmış sonra sosyal medya hastalığı tespit edilince birileri tarafından küstürülmeden, sessizce egale edilmiş bir kişi. En belirgin özelliği ise, söylemleri ve eylemlerinin asla birbirini tutmamasıdır.

Gözüme çarpan bir paylaşım çok dikkatimi çekti. Birgün öncesi yerden yere vurarak eleştirdiği bir şahsı, ertesi gün sanki hiçbirşey yapmamış gibi, bu kişiyle kol kola fotoğraflar verebiliyor paylaşımlar yapabiliyor. Çoğu insanımızın asla yapamayacağı bu tür hareketleri bu kişi hiç tereddüt etmeden rahatlıkla yapabiliyor. Şahsı ile alakalı kimin ne düşündüğü onun hiç umrunda bile değil. Tek derdi günü kurtarmak ve kısa vade de kazananlardan olmak. Öyle bir hali de var ki, sanki her şeyi o biliyor,sanki her konuya o vakıf vs. Hiçbir şeyden bir adım bile geri kalmıyor…

Örneğin, bir siyasi partinin mensubu olduğunu iddia ediyor, sonra da yerelde ki bu siyasi partinin temsilcilerini yerden yere vurarak eleştirebiliyor. Kendi etrafına dışarıda en ufak bir kelime söyletmiyor, işin enteresan tarafı sosyal medya hesabında eşini,dostunu eleştirip,yerden yere vurabiliyor. Dostlarını, arkadaşlarını, akrabalarını sırf bu hastalığının yüzünden tek tek kaybediyor, sonra da hayatta yalnız kaldım,kimsem yok diye yine paylaşımlar yapabiliyor.

Kendini cidden sevip bu konuyla alakalı uyarı yapanları ise; sükunetle dinliyor, hak verir gibi hal ve hareketlerde bulunuyor, haklısınız bir daha yapmayacağım diye söz veriyor, aradan biraz zaman geçince de bir bakıyorsun yine bildiğinden şaşmıyor, kaldığı yerden devam ediyor. Yaptığı paylaşımları bir kaç saat geçtikten sonra kaldırdığı için de söylemlerinin arkasında durmadığını cümle aleme göstermekten geri durmuyor.

Üzülerek söylüyorum ki; unuttuğu,algılayamadığı tek bir şey var.O da her geçen gün düşman sayısının artması. Ne yazık ki, bunun farkında bile değil. Yaa benim güzel ağabeyim; Belki bazı konularda haklılık payın var ama büyüklerimiz ne demiş; “Her doğru her yerde söylenmez.” Sırf bu yüzden eşini,dostunu sıkıntıya sokma. Herşeyi senin bilip yerli yersiz bunları yorumlama şansın da yok.

Ne demişler; “Bilmediğini bilmek en büyük ilimdir.” Sen bunu bilmez misin? Ne yazık ki toplumda, bu tür davranışta bulunan insanlarımızın sayısı da gün geçtikçe giderek artmaktadır. Yok ben bu söylemlere uymam yine bildiğimi okurum derseniz, yolunuz bahtınız açık olsun. Size yalnızlığınız, kimsesizliğiniz ve hastalığınız ile mutluluklar diliyorum.

Selam ve dua…

Etiketler: » » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ