logo

12 Haziran 2018

Köşe Yazısı / Ahmet BAYRAKLI

Her seçimde olduğu gibi, 24 Haziran seçimleri öncesinde gündem yine bedelli askerlik.

Geçenlerde bir grup üniversite öğrencisi kardeşlerimle birlikte iftar yemeğinde bir araya geldik. Sohbet, muhabbet derken mevzu bedelli askerliğe geldi.

Öğrencilerden bir tanesi dedi ki, “Vallahi biz bedelli askerlik bekleyenler vatan haini değiliz.”

Sohbete dahil olanlar, bedelli ile ilgili düşüncelerini tek tek dile getirdi.

Düşünceleri ise aynen şöyle;

Kimi, 1 Ocak 1988 kriterine takılmış gün hesabı yapıyor ve adaletsizlikten dem vuruyor.

Kimisi, “Ülkemize profesyonel ordu lazım biz kredi çekip bedelini öderiz” diyor.

Kimi, zenginin çocuğuna bedelli, fakire ölüm vurgusu yapıyor.

Kimisi, “Askerlik vatani görevimiz. Hiçbirimiz bundan kaçmıyoruz. Kimimizin hastası, yaşlı anne ve babası, yeni kurduğu yuvası, yeni kurduğu işi var. Kurduğumuz işlerde istihdam sağlayarak devletimize vergi ödeyip, bakmakla yükümlü olduklarımızı sokaklarda biçare bırakmayarak daha faydalı oluruz” diyor.

Kimisi, “Askere gider cinnet geçirir ve hiç uğruna şehit oluruz” diyor.

Bir başkası, “Kredi çekip teşvik vermek isteyen ise ekonomiye can suyu olur” diyor.

Kimisi, “Türkiye’de her yıl askerlik çağına gelen kişi sayısı 800 bin kişi. 2014’te 611 bin 880 kişiyi kapsayan bedelli askerlik fırsatından sadece faydalanan kişi sayısı 200 bin kişi. Şuan bedelli çıksın diye bekleyen 5 milyon genç var” diyor.

Hepsini tek tek sabırla dinledim ve özetlemek gerekirse memleketimizde askerlik yapmak isteyen ne yazık ki pek yok gibi.

Tamamen kaçmanın peşindeler. Kredi çekip öderim, askerlikten yırtarımın peşindeler.

Hatta sırf bedelli çıkar diye okulunu bitirmeye korkan bir sürü öğrenci var.

Ne yazık ki durum böyle işte.

Son olarak söz sırası bana geldiğinde bende dedim ki arkadaşlar bu konuda benim bir fikrim var.

Hepsi meraklı gözler ile nedir o dediler.

Şahsen ben bu konuda yetkili bir konumda olsam, madem ki ülkemizde 5 milyon genç bedelli bekliyor, bedelli askerlik kanununu yine çıkartırdım.

Hepinizi tek tek dinledim doğru konuşmak gerekirse kendinizce hepinizin haklılık payı da var.

Lakin benim de bedelliyi çıkartırken de iki şartım olurdu.

Birincisi;Kredi çekip bedelli askerlik ücretini, tam anlamıyla bedelini ödeyesiniz diye yüksek tutar bu sayede de fakir ile zenginin arasında ki adaleti de sağlamış olurdum.

İkincisi; Biliyorsunuz ki ülkemizin coğrafi yapısı incelendiğinde etrafı ateş altında. Dostumuzdan çok düşmanımız var.

Türk’ün Türk’ten başka dostu yok. Sırf bunu bildiğimiz için millet olarak her an savaş çıkacakmış gibi hazırlıklı pozisyonda olmamız gerekir. Hatırlayın Kurtuluş Savaşı’nda cephede asker kalmadığı için, cephelere analarımızı, bacılarımızı on beş yaşında ki kardeşlerimizi göndermek zorunda kalmadık mı?

Yine de bu ülkeyi canımız pahasına kimseye vermedik.

Sizlerde sapasağlam,genç iken bedelliden yararlanıp askere gitmeyeceğinize göre, herhangi bir savaş halinde de cepheye kalem ile gitme şansınız var mı?

O yüzden bedelliden yararlanan her Türk gencini asker ocağına,peygamber ocağına alır, en az iki ay olmak şartı ile askerliğin temel eğitimini almanızı sağlardım. Bu sayede de silah tutmayı, bir canlıya ateş etmeyi, nöbet tutmayı, kamuflaj giymeyi, bot bağlamayı, selam durmayı öğrenmiş olurdunuz.

Ordu disiplinini, vatan, millet, devlet aşkının da ne demek olduğunu görmüş, anlamış olurdunuz.

Akıllı olmakta fayda var. Çünkü bizim Türkiye’den başka gidecek yerimiz yok. Bizi kimse kabul etmez. Bilirler ki dünyada tek bir dahi Türk kalsa, yine bulunduğu yerde devlet kurar.

Ne demişler,”Dünyada Türk olmak zordur. Dünya ile savaşırsın. Türk olmamak daha da zordur. Türk’le savaşırsın…”

Ne mutlu Türk’üm diyene…

Haksız mıyım dediğimde de?

Hepsi bir ağızdan haklısınız dediler.

Bu fikir ilgililerimize itina ile duyurulur!!!

Selam ve dua…

 

Etiketler: » »
Share
#

SENDE YORUM YAZ