Ahmet BAYRAKLI


(PİNPON)

PİNPON


İnsanoğlu doğar, büyür ve ölür.

Doğanın kanunudur bu aslında.

Hayat dediğimiz şey; sadece kısa bir filmdir.

Sizce de öyle değil mi?

Doğduğun günden itibaren başlayan ve adım adım, yavaş yavaş ölüme gitmenin adıdır hayat.

Ha bugün ha yarın...

Bebek olarak doğarsın ve sırasıyla peşi peşine gelir çocukluk, gençlik, olgunluk ve yaşlılık dönemleri.

Elbette ki, kişinin bakıma ve sevgiye muhtaç olduğu dönemler hiç kuşkusuz bebeklik ve yaşlılık dönemleridir.

Bunu inkar edebilir misiniz?

O yüzdendir ki;

Yaşlılarımız bizim ulu çınarlarımızdır.

Akıl aldığımız, fikir aldığımız, tecrübelerinden faydalandığımız, soluklarını ensemizde hissettiğimiz, arkamızda dağ gibi duran ve yeri geldiğinde de elimizden tutup ayağa kaldıranımızdır onlar.

Kısaca atalarımızdır...

Çoğumuzun yaşlı annesi, babası, dedesi, ninesi, kayınpederi ve kayınvalidesi var öyle değil mi?

Bugün onlar yaşlı olabilirler ama unutmayalım ki, onlar da daha düne kadar sen benim gibi genç, dinamik ve çevik birer insandı.

Belki de filmin sonuna doğru geldikleri için yaşlanmışlardı artık.

İlgiye, alakaya, sevgiye, saygıya ve bakıma muhtaç olmaya başlamışlardı...

Demem o ki;

Beyler, hanımefendiler!!!

Küresel sorun olan koronavirüs (Covid-19) nedeniyle 65 yaş üstü yaşlılarımıza sokağa çıkma yasağı getirilmiştir.

Hepinizin bildiği gibi bu virüs dünyanın büyük bir sağlık sorunudur.

Özellikle de atalarımızın yani yaşlılarımızın en büyük düşmanıdır.

Devletimiz bu yasağı sırf onların sağlığını düşündüğü için getirmiştir.

Onlar açık hedef olmasınlar, geri kalan ömürlerini sağlıklı, huzurlu ve mutlu geçirsinler diyedir.

Kişi sevdiğinin değerini, kıymetini ancak elinden gittiği vakit yani öldüğü onu kaybettiği vakit anlar ama iş işten çoktan geçmiş olur.

O yüzdendir ki;

Yaşlılarımızın değerini ve kıymetini onlar hayatta iken bilelim.

İçinizden birileri elbette ki şunları da dile getirecektir.

Mesela onlar derler ki;

Bazı yaşlılar var bunlar çok huysuzdur, aksidir, inattır ve geçimsizdir vs.

Bende diyorum ki;

Her ne olursa olsun onlar bizim elleri öpülesi büyüklerimizdir.

Bizleri bugünlere getiren kişilerdir.

Onlar bizlere Rabbimizin emanetidir.

Siz bilmez misiniz?

Yaşlı olan bir evde bereket bol olur.

Kötü huyları da olsa onlara sabretmek, onların yüzünü güldürüp hayr ve dualarını almak bizlerin Allah'a olan kulluk borcudur.

Uzun lafın kısası,

Demem o ki;

Hiç kusuruma bakmayın, hayırsız gelin ve damatlarımız ya da hayırsız oğlan ve kızlarımız, gelin bu zorlu süreçte yaşlılarımıza sahip çıkalım.

Çeşitli bahaneler üreterek, yaşlılarımızı sokağa yönlendirip akşama kadar bir yerlerde vakit geçir sonra eve dön demeyelim.

O varken ben evde rahat hareket edemiyorum bahanesi ile onları çaresiz bırakmayalım.

Cami avlularında, parklarda ve bahçelerde durdukları oturdukları yerde ellerinde ki bastona yaslanarak onları ayakta uyuklatmayalım.

Bunları da yaparak eşlerimizi de zor durumda bırakmayalım.

Unutmayalım ki;

Yarın bizler de onlar gibi olacağız.

Belki bugün filmin başında veya ortasındayız.

Peki ya yarın?

Aklımızdan da çıkarmayalım ki;

Kişi bu dünya da karşısında ki insana yaşattığını yaşamadan ölmez bilin istedim.

Kalın sağlıcakla...